[Secret Garden-Adigo ve İzima Kaoru ikilisiyle]
Masaüstüm oldukça dağınık… Saat 02.00… Ben kimim? Tekrar tekrar
soruyorum bunu kendime… Ürkütücü. Garip ve tuhaf... 22 yaşındayım, belki de 23…
Matematiğim çok kötüdür… Büyük bir korku
filmi hayranıyım… Müziğe ve şiire ve
Lovecraft’a bayılıyorum…
8 saat uyku. Bazen 4. Bazen 12. Genellikle hiç… ‘‘Her şeyden
önce iyi bir adam ol’’ babamın verdiği en güzel öğüt… David Lynch, Carpenter,
Miike, Lovecraft, Chambers, C.A Smith… Düşünmek sahip olmaktır. Hayal etmek var
olmak… Televizyonda iyi bir şeyler yok… Ve Babamın bugüne dek verdiği hiçbir
öğüte uymadım…
Bazen bir ucube gibi davranıyorum. Hiç arkadaşım olmadığı
için ve insanların benden nefret ettiğini düşündüğüm için çok üzülüyorum. Ne zaman
birisi benimle iletişim kurmaya çalışsa ya da bana değer verse ona tam bir
pislik gibi davranıp kendimden soğutuyorum… Galiba bazı şeylerin hakkını
verememekten korkuyorum… Birilerini daha çok kırma ihtimalim varsa, en yakın
zamanda daha az kırarak yollarımı ayırıyorum…
Baykuşlar… Kanser… Epilepsi… Ölüm…
Hiçbir şeyi beceremiyorum ve becerdiğim hiçbir şeye
inanmıyorum… Bazı yazarlarla kendimi kıyaslatmayı çok seviyorum… Ve ne zaman
bir kıyaslama durumuna soksam birilerini hep birincilikle ipi göğüslüyorum…
Bazı şeyler nasıl söylenir unuttum… Bazı şeyleri söylemeye korkuyorum…
Hayat tuhaf… Tam bir kaltak gibi hissetmek… Kokmak ve pis
gezmek…
Baba seni seviyorum…
Yazdıklarımın çoğunu hatırlamıyorum. Eskiden iyi mi
yazıyordum bilmiyorum ancak şimdi iyi yazdığımı düşünmüyorum… Her zaman benden
iyileri olacak… Ve bunun bir önemi yok… İyi olmak özünde hiçbir bok değil… Kötü
olmaktan korkmamak asıl mesele…
Cesaret… Beceriksizce karalama…Zihni heyecanlandıran Kızılderili
gelenekleri… Büyü… Büyü yaparak büyü… Bu hayata davetiyeyle gelmedim… Dönüp
kaçmak için çok geç… Sanatı seviyorum… Sanatçıları düşünmek beni delirtiyor ve
içimde kusma isteği uyandırıyor… Sizin sanatçı dediklerinize ben demiyorum…
Bana sorarsanız ben de bir sanatçı değilim. Sadece yazmayı seviyorum… Bütün
mesele bu…
Tuhaf kurguyu seviyorum… Kelimeleri seviyorum… Çıplak elle balığa
dokunamam ama çıplak ellerle bir balığı yiyebilirim… Garip bir roman yazmak
için, garip bir roman yazmaya başlayalı yıllar oluyor… Yatağa kıvrıla kıvrıla sokulmayı seviyorum…
Kadın yazarlar ve şairler hak ettiği ilgiyi görmüyor. ..
Korku en büyük ve en çekici duygu… Korkmayı ve korkutmayı
seviyorum… Ben griyim…
İşte tam da huzursuzluğun ayyuka çıktığı yer burası… Ana
rahmi…
Aklanma davaları. Raporlar. Polis. Filtreli bir ekran. Cop.
Dikkat et. Karanlığı izle. Bilinmeyene saygı duy. Bu bulantı kırmızı bir
uçurtma. Eleştirmenler neyi eleştirir ki. Kendine sanatçıyım diyorsan sanatçı
değilsin, ancak hissettiğin kadar var olabilirsin. Kontrollü hastalık. Bazen
babamı çok üzüyorum. Bir parazit gibiyim.
Ancak genellikle hep doğruları söylerim. Elbette ki kendi
doğrularımı. Ben kötü bir adamım.
Anladın mı?
Dağ kabileleri… Dehşet geceleri... Denemeyi seviyorum…
Daha iyi yazmak
isterdim-Açıkçası ne kadar iyi yazarsam yazayım hep daha iyisini isterdim. Bir
gün çok daha iyi olacağımı biliyorum. Kendi sesimi arıyorum ve onu bir gün
bulacağım. Ben kimsenin düşüncelerini merak etmiyorum. Kimsenin ne hissettiğini
önemsemiyor…
Odamın ne kadar temiz olduğuyla, nasıl göründüğümle,
insanların benim hakkımda ne düşündüğüyle ilgilenmiyorum… Anılar biriktirmeye
çalışıyorum ama beceremiyorum… En iyi yaptığım şey üzmek… En çok yaşadığım
duygu pişmanlık…
Umarım bir gün anlaşılırım… Umarım bütün bunların bir değeri
vardır… Bunca şeyin hiçbir anlam içermemesi ve okuyan herkeste koca bir
anlamsızlık hissi uyandırması imkânsız… Ayrıca anlamsızlıkta aslında çok ama
çok büyük bir anlamdır… Anlamsız bulduğumuz her şey zamanında bizde bir değeri
olan ancak bu değeri zamanla yitiren ve bizim için önemsizleşen şeylerdir…
Bazı insanlardan özür dilemek isterdim… Hatta hemen hemen
tanıştığım herkesten…
Derin, Ekin, Zeynep, Berkay, Şura… Şimdilik bunlar devamı
bir sonraki kusma eyleminde…
Hepsi çok iyiler ve hepsinden çok şey öğrendim… Ancak
aptalın tekiyim bu bir gerçek…. Ve dediğim gibi korkmayı ve korkutmayı seven
ancak çok tırsak olan bir adamım…
Babamdan…. Bununla birlikte… Zihnim bir karmaşanın içinde…
Hışırtı ve cızırtı…Yüzümdeki gariplik rahatsız edici… Tam doz kavrulan kol
dumanın içinde eridi… Yabancı ve tiksindiriciydi… Pencere camı açık… Çığlıklar
sevindirici.. Ölü yatağı.. En rahatı…
Karanlıktan ve korkudan beslenen çalışan bir sistem kurabilirim…
Sitem edebilirim… Aynaya bakabilirim…
Bununla birlikte…
Pek çok insanın beni ve şiirlerimi övmesine anlam
veremiyorum… Pek çok insanın bana fikir danışmasına özellikle sinema konusunda
beni çok tuhaf ve farklı bulmalarına… Benden tuhaf ve başarılı işler
beklemelerine anlam veremiyorum… Birisi beni övünce bunu garipsiyorum…
Kendime güvenim yok… Dürüst adamlar ve kötüler en
sevdiklerim… Gerçek bir kitaplığım yok… Gerçek bir eylemim yok… Gerçekliğim yok…
İtin tekiyim… Şimdi her şey güvende ve kimse hiçbir şeyin
farkında değilken uyuyabilirim.
Saat 03.25.
Günaydın… Saat 04.00…
Masamın üstü oldukça dağınık... Ve hepinizden özür diliyorum… [Bu metin onlarca makaslanmış notun arasından özenle seçilenlerin yeniden yazılıp birleştirilmesiyle oluşmuştur... ]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder