16 Mart 2021 Salı

Laurel'in Ölümü

 Laurel’in Ölümü

 

                       

*

Gecenin kanatlarının yükseldiği yerde

Kendini teslim ediyor efendisine

Genç Laurel.

 

 

Ve her şeyin başladığı o yerde; düşler ülkesinde

Ve altında gök kubbenin yatıyor

Çürümeye doğumuyla başlamış olan bedeniyle

Genç Laurel.

           

Dudakları denizlerin ah, gözleri çıldırmış ateşlerin vah

Dudakları denizlerin ah, gözleri çıldırmış cehennemin vah

 

                        *

Yürüdüğü yıldızların üzerinde yürüyorum

Baktığı uzak diyarlara bakarken

Ancak göremiyorum onun gördüğünü

Şimdi sorsam ona ‘‘ne görüyorsun ey benim bahtsızım’’ diye

Cevaplayamaz sorumu

Ve karanlıkta ruhunu titreyen gökyüzüne bırakır

İnanır ki gerçek oradadır

Ve ben

Bilirim ki Laurel ebediyen yaşayacaktır.

 

                        *

Ama işte yatıyor Laurel.

Ağzında siyah kanlar ve artık cansız

Bilirim ki onu geri döndürmek imkânsız.

 

Kim unutur şimdi onu ah, kim söyler şarkısını vah

Laurel bükecek dudaklarını ah, ve asacak o güzel suratını vah.

 

Siz bilin onu, siz tanıyın

Gecelerin gecesinde ve düşler ülkesinde

Doğdu Genç Laurel

Efsanelerle büyüdü

Ve çingenelerin türküleriyle

Herkes uyurken o uyumazdı

Herkes ondan nefret ederken –Genç Federico bile

O herkesi bitmek bilmeyen bir sevgiyle kucaklardı.

                            *

 Siz tanıyın onu

Genç Laurel’i bir gece yarısı

Sırtından

Körelmiş bir hançerle vurdu efendisi

Ve onu kaba elleriyle boğarak ölüme terk etti.

 

Şimdi altında papatyaların

Genç Laurel’in memeleri

Ve sızlıyor hâlâ feryat tutan

Yüreği.

 

                        *

Diyorum ki ona;

Ah benim kırılganım, ah benim kibar aşkım, küçüğüm benim ah

Şimdi mumyalanmış bir düş vermem gerek sana; düşler içinden bir düş; mümkünse

En güzel olanını vermem gerek sana.

 

Ah benim küçük sevgilim

Yılanın izi alnında ve aklında gecenin karanlık gizemi

Tahtlar içinden bir taht vermem gerek sana

O güzel zihnin gecenin şarkısıyla uyuştuğunda

Boynuna bir ısırık kondurarak tatmam gerek kanını

Bilirsin ancak o vakit hiddetle büyür cehennemi ateşin

Bilirsin ancak o vakit karanlıkta yolumu bulabilirim

 

Ah benim küçüğüm bu bahtsız ve kederli saatte

Bu alacakaranlık vaktinde ancak senin ruhunla tekrar gülebilirim.

Ah benim küçüğüm yalvarırım söyle bana

Sen böylesine bir hayalet parlaklığında uyurken

Ben nasıl gerçeği görebilirim?

                       

*

Şimdi kalkıp konuşsa benimle ve dese ki:

‘‘Ah benim bebeğim gel yanıma’’

Razıyım ölüme.

 

Ve şimdi tutup ellerimi öpse yine

Razıyım başkaldırmaya bütün

Tanrılara.

 

Ay boğsa bile beni ah, Gece yutsa bile beni ah

Ay boğsa bile beni ah, Gece yutsa bile beni ah

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder