Pam İçin Karanlıktan Gelen Ses ve Tuhaf Pazarlık
İnanması güç ancak gerçek.
I.
Sıranın
sana geldiğini biliyordun ey güzel ufaklık
Soğuk
gecede, rüzgârın senin için fısıldadığını biliyordun
Kördün
ama görüyordun gece kan istiyordu
Ve
damarlarındaki titreyiş pek hayra alamet değildi
Hiçbir
şey o kaba ellerden ve gecenin zehrinden
kurtaramazdı seni.
Annen
ve baban bir olarak girdiler aklına
Ve
götürdüler seni kadim ormanın en derin kısmına
Ve
orada kaba eller bedenine dolanmış
Gecenin
fısıltılarını bastırmaktayken çığlıkların
Biliyordun
ey sen güzel ufaklık yanan ateşlerin nedenini
Biliyordun
ey sen güzel ufaklık çevrede dans eden yabanilerin sebebini
Biliyordun
ey sen güzel ufaklık bunca fısıltının kaynağı nerededir
Kim
içindir bunca hazırlık biliyordun sen ey güzel ufaklık.
Gece
soğuktu ve sen ağlıyordun
Düşünürken
ey sen güzel ufaklık nasıl kaçarım oradan diye
Bir
jiletle kazıyorlardı aklına ölüm fikrini
ne
olursa olsun vazgeçme diye
ne olursa olsun vazgeçme diye.
II.
Yarının
yok ve dünün paramparça
Sen
ey güzel ufaklık ölmek üzereydin orada
Olağandışı
bir şeyler oluyordu biliyordun
Görüyordun
görmek istediğin kadarını
Gök
gürlüyor ve yağmur bütün pisliği temizlemek için yağıyordu
Ancak
biliyordun sen ey güzel ufaklık
Bütün
umutlarının tükendiğini
Ve
kabul ediyordun vazgeçişi.
Ve
sonra
Karanlık
bir melodi, karanlık bir sesle birlikte
Sözde
tanrın için yıkarken annen ve baban bedenini
Kan
için türküler söylerken etrafta duran binlerce yabani
Kulaklarında
çınladı bir ses; insana güven veren
Bir
ses; bir başka insanı deliliğe sürükleyen
Bir
ses diyordu ki:
‘‘Seni
benim için hazırlıyorlar.
O
küçük bedenin bundan sonra benim.
Ancak
eğer istersen, sana bir şans daha verebilirim.
Sana
bir teklifim var, iyi dinle beni: eğer benim için zamanı geldiğinde ufak bir
iyilik yapmaya söz verirsen
Kurtarırım
seni ölümden.
Sana
bir hayat veririm.
Biraz
para, barınabileceğin bir ev, güzel bir aile belki,
ve
belki güzel bir iş.
Tercih
senin iyi düşün ufaklık, ben gecenin sesiyim, ben bu halkın prensiyim
Ve
senin için tekrar geleceğim.’’
İyice
düşündün ve vardın bir karara
Kabul
ettin sana sunulan bu teklifi
Birden
güneş açtı ve durdu yağmur sonra
Gözlerin
ağırlaştı, uyandığında berrak ve güzel bir yazdı
Kendi
evinde, kendi paranla alıp hazırladığın yiyecekler midene iniyordu
Bir
de eşin vardı ve yakında küçük bir çocuğunuz olacaktı.
Huzurlu
bir yaşam verdiler sana
Meseleyi
henüz anlamamıştın ama.
III.
Yıllar
yıllar sonra
Kızın
16 yaşına bastığında
Tekrar
aynı sessi işittin:
‘‘Senin
için geldim ey güzel ufaklık
Bilmem
hatırladın mı beni
Seni
o kaba ellerden kurtaran
Kudretli
prensi.
Senin
için geldim ey güzel kız;
O
beyaz ten için,
O
güzel kalçalar ve göğüsler için,
O
diri vücut,
O
berrak ruh için
Geldim
ey güzel kız;
Gölgelerden
ve acı çeken ruhların arasından geçerek geldim,
Dünlerden
ve yarınlardan kaçarak geldim,
Yıllar
yıllar önce bana verdiğin sözü tutman için geldim.
Ben
geldim ey güzel kız
Ben
geldim.
İşte
şimdi senden istediğim şeyi dile getirmenin zamanı;
Bütün
ailenle birlikte ormanın derinliklerine ilerle yarın gece yarısı
Orada
toplanmış bir sürü yabani göreceksin
Ve
önce eşini, sonra kızını kendi ellerinle yıkayıp onlara siyah bir elbise
giydireceksin
Yabaniler
söylerken türkülerini
Ve
kulaklarına fısıldarken rüzgârlar
Senin
için orada bulunan hançerle onları öldürüp benim için
Kanlarını
içeceksin.
Eğer
yapmazsan
Bütün
sevdiklerin orada ölecek
Ve
ruhları annen ve baban dâhil asla ama asla huzura eremeyecek
Sakın
Sakın
ha
bir
şey demeye kalkmayasın bana.
Sana
gece yarısına kadar müddet.
Ya
yaparsın dediğimi ya da üzerine çöker bu koca külfet.
Ancak
söylemeliyim ki çabalarına rağmen kurtaramazsın onları
Seçim
senin
Ya
alacaksın canlarını ya da ebediyen huzursuzluğa boğacaksın ruhlarını.
Geri
dönüş yok
Dinle
kendi sesini
Bu
korkunç olayın sorumlusu tutma ama kendini.
Sen
ey güzel kız biran önce yap seçimini.
İşte
doğa ve güneş
Cenneti
dolaş ve cehennemi et ziyaret
Sadece
bir kez olsun
Doğruyu
seç
Ve
ol tanrıya emanet.
Dinle
sesini ey sen güzel kız kalbinin
Ki
kalbin tanrındır senin.
Gece
vakti kadim ormanın derinliklerinde yaşandı bir dehşet
Üç
kişi oldular korkunç bir ölüme emanet
İnsanın
içi ürpertiyle dolardı görse o manzarayı
Anne,
baba ve kızı
Parçalanmış
bedenleriyle ormanın derinliklerinde öylece uzanıyorlardı.
İşte
bu hikâye ders olsun size çocuklar
Şer
nedir hayr ne bilemezsiniz
Kimin
kalbi nasıldır göremezsiniz
Hayat
bu, anneniz bile olsa, babanız bile olsa
Kimseye
tam anlamıyla güvenmemelisiniz.
Gece
elbet çöker kente
Ama
unutmamak lazım
Ay’ın
ardında saklıdır güneş
Bir
şer bir hayra bir hayr bir şerre
Yol
açabilir
İyi
bildiğiniz birisi kötü çıkabilir.
Bu
korkunç hikâyede size göre kötü prenstir
Ancak
söylemem gerek belki de bu şer
Bir
hayra alamettir.
Bilemezsiniz.
Bilemeyiz.
Kim
kime nasıl dokundu göremeyiz.
Hayat
bu bazı şeyleri seçemeyiz.
İşte
böyledir güzel kızın hikâyesi
Senelerdir
anlatılır durur
Ne
yaptığı bilinmez
Ancak
iyi düşünürseniz anlarsınız onu
İyi
düşünün çocuklar ve anlayın onu.
Anlayın
onu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder